Popüler Yayınlar

24 Ocak 2013 Perşembe

Basit cümleler


Karşık olamayan basit cümleler kuruyorum. anlaşılabilecek kavranabilecek, anlayamadım cevabı gelmeyecek.

cümle kavramıda öyle değilmidir zaten basit öz anlaşılabilir. Peki neden kalabalık uzun hatta avrupai yabancı

kelimelerle dolu uzun cümleler kurarak konuşuyoruz. karşındakinin çok mal olduğundan mı ? yoksa

karşımızdakine aramızda bir seviye kültür ve bilgi farkı olduğunu, dolaylı yollardan anlatabilmek içinmi?

iletişimde sonuç önemlidir ne anlatmak istediğini karşındakine anlatabilmek de bir yetenektir ama doğru yolun

uzun ve karmaşık kelimelerle bir seviye tespit adasında geçmesi sonuca çok uzak olduğu gibi, karşındakini

kızdırmakdan ve derdini anlatamaktan başka bir yere de çıkmaz.

22 Ocak 2013 Salı

İYİLİK YAP AT DENİZE

Hasta olursun derman ararsın, aşık olursun mutluluk ararsın, hüzünlenir sin yaslanacak bir omuz ararsın. Neşelenirsin oynayacak yer ararsın. İflas edersin dara düşersin en sevdiğini kaybedersin, dünyanın başına yıkıldığı onlarca olayla karşılaşabilir isyan edebilir, kalp kırabilir deri dönüşü imkansız hatalar yapabilirsin.

 Allah derki; Acaba kulum ne yapacak diye sınav eder diye düşünenlerdenim çünkü derdi veren dermanını da veriyor ama bakmasını bilene tabi. Dünyada her şey zıttı ile  bilindiğinden kötü olan bir şeyin iyi bir karşılığı olduğu gibi iyi bir şeyin de mutlaka kötü bir karşılığı vardır.  Atalarımızın da dediği gibi iyilik yap at denize. Bazen hayatı bir ateri oyunu gibi düşünüyorum uyandığın yer gün yeni bir oyun. Yolda yanında geçip gittiğin bir kedi bile acaba bana merhamet edip bir lokma verecek mi diye oraya konmuş gizli bir bonuss, az ileride yolun ortasında duran bir ekmek parçası, ben nimetim beni arayıp da bulamayan bir sürü aç insan var, karnını doyuruyorum ben olmasam ölürsün bir lira etmesem de nimete saygıdan kaldırır beni kenara koyarmısın diyen fakat her defasında üzerinden atlayarak ve görmemezlikten gelerek geçtiğimiz bir lokma.  Karşıdan karşıya geçmek de olan yaşlı bir teyze. Arabasının lastiği patlamış ama değiştirmesini bilmeyen genç bir arkadaş.

 Nesnelerin veya kişilerin oradaki görevlerinin ne olduğunu kendileri bile farkında değil. Onlarda senin gibi bir sabah yeni bir oyuna başlamışlar, onlar bizim için nasıl bir sevap kapısı ise bizde başkaları için o an geldiğinde bir sevap kapısıyız tabi görmesini bilene....

   Bu işinde aynı oyunlardaki gibi leverleri olduğunu düşünüyorum neden mii ?
   Bazı şeylerin farkına vardığında ve onlara özen gösterdiğinde sana red edemiyeceğin başka bir şey geliyor karşına. Sana ait olmayan her şey insanın gözüne güzel gelir.   Bir kadın düşünün mutavazi bir giyimle karşınızda fakat olmadık bir yerinde gözünde kasında belki de burnunda saçında sana çekici gelen bir şey olduğunu düşünüp tabiricaiiz ise  başlıyorsun süzmeye sonradan içinden bir ses ayıptır kardeşim dediğinde dönüyorsun önüne fakat dönmeyip kötü gözle bakmaya devam ettiğinde bırak sevabı alıyorsun günahı.
Peki bu işin lever kısımı nerede dersen.
Lever kısmı aklı başına gelip de önüne dönen arkadaş için devam ediyor. bu arkadaş zaten yanlış yaptığını fark ederek sevabını zaten kapmış bir üst levere geçmiştir fakat bir sonraki sokakta çekici daha güzel bir kişi karşısına çıkar  ona damı bakmadın ertesi gün kısacık mini eteğiyle yol kenarında bank da oturmuş bir bayan onuda geçersen. yarın o karşı koyduğun varlık gelir yanına seninle konuşur kaçtığın ne varsa önüne koyu verir   red ettiği ne varsa red etmesi daha zor şeylerle devamlı karşılaşacak ve redderken ne kadar zorlandıysa o zorluk karşısında daha yüksek sevaplara girecek.
   Belki konuyu bir kadın üzerinden anlatmak yanlışta  olsa,  önemli olan algıyı yakalayabilmektir. hayatın ner safhasında ner saniyesinde içimizden aman boşver dediğimiz herşeye bir dafa daha bakmak gerekir. Bazende empati yapmak kesin çözümdür. bazı ince ayrıntıları empati sayesinde görürüz. çünki insan kendini sever ama bazen başkalarını da sevmek gerek.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Metin ERKAN: Türk Flimi

Metin ERKAN: Türk Flimi: Derken eski türk flimlerindendir kastım. Nesil farklılıgını bu konu için gözetmek lazım 75 dogumlu birisi ile 95 dogumlu birinin izlediği...

6 Ocak 2013 Pazar

Türk Flimi







Derken eski türk flimlerindendir kastım. Nesil farklılıgını bu konu için gözetmek lazım 75 dogumlu birisi ile 95 dogumlu birinin izlediği filimde aynı duyguları yaşamasına imkan olmadiği gibi 95 dogumlu birine belki bu filimi seyretmekde zorluk bile cekebilirsin. Buda neymiş böyle diye 2 dk sıyrılabilir işin içinden. Ben ise defalarca seyrettiğim bir filimi bile tekrar tekrar seyrediyorum ve her dafasinda da keyif aliyorum bazen duygulaniyor bazen daliyor bazen de gözlerimden yaş gelene kadar gülüyorum ama en yoğun yaşadigim
Duygusallik. Bogazimin düğümlendiği gözlerimin arkasinin yas dolu olduğu, doğru an geldiginde gözlerimden fışkırtarak aglamak istediğim anlarala dolu oluyor seyrettim zamanlar nasıl bir boşluk nasıl bir duygusallik varki icimizde bu kadar basit sahnelerde bile buyuk patlamalar yasaniyor içimizde?

Gözlük kullanmaya başladiğım ilk gün.

Bir fotograf makinasi vesile oldu, bu günü yasamama. Tek gözle bakilan profesyonel SLR bir makina. Makinayi gözümden ayirdiktan sonra hemen düzelmeyen bir bulanıklık. Sadece sol gözümde hissettiğim bu soru isareti, solugu gözlukcü de almama neden oldu. Fikir alisverisi bir dost edasinda olunca, arkadasimla birlikte göz doktorunda buluverdik kendimizi, fakat doktor sadece damla tedavisi vererek gözlük gerekmedigini söylese de, günumün 3/2si bilgisayar basinda gectigi için dinlendirici bir gözlük vermesi konusunda israr edince gözlük kullanmaya başlamış oldum. Ama asil farklılık gözlügü takınca onun arkasindaki gizlilik. Sanki kimse senin farkinda değil kimse seni görmüyor, Fakat sen herşeye hakim, olan bitenin içinde ama orada olmanin rahatsizliğini duymadan, gözlemci pozusyonunda hissetirmesi oldu benim için.
İlk kullanımın verdigi deneyim arayışımıdır, Çocuklukdan gelen Super güçlerle donanma sevdasımıdır bilinmez ama. İlk günüm görünmez süper bir pelerinin içinde geçti diyebilirim.



4 Ocak 2013 Cuma

Yeni yil

            2012 bittiii Yeni bir yıl yeni umutlar yeni ve daha şaşalı hayallerle girdik 2013.   Hayal etttiklerinin en azından yarısını başarabilir felsefesinden yola çıkarak 2013 den beklentilerimizi yüksek tuttuk. kimler gelir kimler gider  bilinmez ama koskoca bir yıl yaşayacağız ve göreceğiz. bu yılki umut ve ümitler geçirdiğimiz her yıldan daha da fazla. bunu da yaşın getirdiği tecrübe ve deneyime dayandırıyorum buda demekkir ki yaşar da görürsek seneye bu dilek ve istekler bu yılkinden çok daha fazla olacak insan oğlu tatminkar ve doyumsuz dur. her ne kadar kendimize bunu itiraf etmesek de....

İzleyiciler